Mızıkalar ve Soykırımlar

Soykırımın ortasında bir çocuk mızıka çalıyor
Omzunda birsürü yıldız 
Beyninde bir sürü nükleer fikir olan
Bir zatın bakışına maruz kalıyor

Sokağın orta yerinde bir çocuk
Mızıkayla bir sesi çoğaltıyor

Kulağında vınlayan mermilere aldırmadan
Önüne dökülen kanlara
Silahla dürtülen insanlara bakıp
Göğün evvela siyah sonra kırmızı rengine aldanıp..
Her şeye rağmen

Kargaşanın bağrında bir çocuk
Mızıka çalıyor

Tankın paletlerinde
Papatyalar eziliyor
Okulun marş okunan yerlerinde
Kahveli-yeşilli adamlar kıt-a duruyor

İşte orada
O okulun çatısında bir çocuk mızıka çalıyor
Şehrin göbeğinde

Yükseliyor çığlıklar
“Neler olmakta?”diyor meczubun biri
Aynı manşeti veriyor tüm kanallar
Tankın üzerinde bir çocuk mızıka çalıyor
Gitgide çoğalan ses cezbediyor rütbelileri
Korkuyorlar bu korkusuzluktan
Bu sese sahip olmak istiyorlar
Ondandır heralde

Son mızıka sesinden sonra
Hengamenin ortasında bir çocuk alnından vuruluyor

Askerler çocuğun bağrını yarıyorlar
İçinde ne varmış görmek için
Öyle ya! Bunca cesaret nasıl,niçin?
Sabînin kaburgalarından
Kansız güvercinler havalaniyor
Kanatlarından mızıka sesi yayılıyor
Arzın ortasında bir soykırım
İşte o sesle bölünüyor

post

Reklamlar

Seçimler ve Tercihler

Onu ilk
Çağrışım,çağ dış(ıy)ım
Panoramik gözden öznel bakışım
Hayatın içeriği pek sarmadıysa
Dön bak duvara nefes deliklerini say
Doyasıya öykünmek istediğim cellatlar var
Dolasıya reçinelenmiş nükteler
Elemlerin içinde sarpa saran yaşımın
En sivri atarından kırıldım
Ki kırılmak burada da kırılmaktır,uzayda da ve darül İslamda da
En eksantrik kavgamı bu civarda ettim
Muhtemel ruhunuz duymadı
Bulmadı kimse kalbine sığan dünyayı
Ordulara lanse edilen ihyaların yerine
Tertipsiz bir meşe palamudu olmayı seçtim
Ne diyor hem şair
Her seçim bir kaybediştir

Onu ilk
Haykırışım,içim dışım materyalik evham kokuyorsa
Bakıp arkaya tarih deliklerini say
Say şayet rakam hesabı her şey
Kıyasıya dövüşmek istediğim bağnazlar var
Vurasıya sertleşmiş kafalar
Papirüsların içinde kendini yiyen yaşımın
En prensipli kalabalığından kırıldım
Kırılmak burada da kırılmaktır, Kerbelada da ve evde de
En azalmaz sancımı bu mevzilerde çektim
Muhtemel yaprağınız kımıldamadı
Matruşkaların linç çağı yerine
Nostaljik bir yara olmayı tercih ettim
Hem ne diyor şair
Her tercih bir kaybediştir

NEREDEN NEREYE

Bir Andromeda kuyruğuna takılan hayalden
Gerçeğin üstüne düşen gölgeye kadar
Pasifiğin en derin hortumundan
Hinterlandı en büyük limana uzanan bir hikayenin
En küçük yapı taşı sayılırız bizler evrenin
Demem o ki
Hegemonyanın tiryakisi
Gurebanın asabisi
Var mı bu alemde bizim gibi hakikisi

İnisiyatife gark olunan heveslerden
Bardağımdaki hibiskus çayına
İnadı isyanın atar damarından
Kendini toplayamayan toplar damarlarına
Kan ulaşıncaya kadar geçen sürede
Demem o ki
Bosna’nın sabileri
Filistin’in garibleri
Elinde taşla doğuyor yeni Yasinleri

Motorik evre

Motor yağı karıştı şebeke suyuna
Ondan bu robotik evremiz
Balataları yakmak deyimi harbi gerçekmiş
Allah diyen mekanizmayı yeni sürüm takmamış
Siber manyetik çağa merhaba de çocuk
Habeş kölelerinden daha moderniz daha metalik daha çabuk
Haleti ruhiyemiz yalnız şarteller atınca değişiyor
Vallahi 70 milyon kafelerde doymuyor
Yok muhabbet, merhamet, mahremiyet
Var yozlaşma,yontlaşma,yoklaşma
Alışma bu çağa
Alışma

Radyasyon karıştı havanın oksijen kısmına
Ondan bu motorik düşüncemiz
Aynılaş yada öl derler harbi gerçekmiş
Rasul diyen anakartı yeni nesil yadırgamış
Deist prospektüse merhaba de çocuk
Necaşiden daha güçlüyüz,daha heybetli,daha konuk
Post-modern gövdeler kusuyor ya kent
Genel izleyici kitlelerine göre bu bi dert
Yok zikir ,zeka,zekat düşünmüyor hiçbiri
Var külli endemik enkaz, eleştiri,entrika
Alışma bu çağa
Alışma

Ajitasyon

Solar o çiçekler, dökülüyor ya saçlarımız. Tepeleme duygular arşivinde kendini arayan sabînin sayhaları, nöropsikolojik dengesi kökten sarsılmış bir cemaatin optimist votkaları, Singapur’un sahilinde çekirdek çitleyen kabile. Sabote edilmiyor mu harbi kalpleriniz, aklınız ve dokunmatik telefonlarınız? Nüksediyor hayalime saçlarım,arşivler, dengesiz kabileler. Hangi boşluktan başlasın tabib tuğlamaya, hangi pandoranın hangi kutusu noelden fırlama.

Makro sosyolojik toplumların amel defterleri,defterlerin kırışmış sekülerik sayfaları. Muhtelif üzüntüleriniz ile cereyan eden bulgular. O bulguları takip eden Sherlock lar, Agatha lar ve Avcı lar. Boşverelim bunları

Hayat kısa, kuşları biri vuruyor.

Aşağı mahalle

Aşağı mahalleden
2 ceset çıktı dün
Modernizme kurban ettiğimiz insanlığımız
Ve cinnet geçiren Mecnun abinin naçiz vücudu
Mecnun abiye daha çok üzüldüler
Arkasından daha çok ağlandı
2 çamı daha devirdik
Aşağı mahallede

Aşağı mahallede
2 yangın çıktı dün
Terkedilmiş Leyuza’nın kalbinden geldi ilk kıvılcım
Diğeri doğalgazdan
Biz 2. Sini söndürmek için daha çok uğraştık
Uykusuz dahî kaldık
2. Yangın söndü külleri kaldı
Leyüza hâlâ yanıyor
Aşağı mahallede

Aşağı mahallede
2 sarsıntı oldu dün
İlki 9.3 şiddetinde itikadımızın faylarında zuhur etti
İkincisi birkaç evin enkazına sebep oldu
Sokakta yatıldı, harabelere ağlandı
İlkinde daha evsiz kaldık
Kimse farketmedi
Aşağı mahallede

Adı Müslüman olmaktır

Bir kameri geceden yeni güne doğmaktır
Yormaktır günü üstüne bir avuç molotof atmaktır
Taşlara, ahitlere, alın yazımıza
Cihada meyilli nükteler çakmaktır
Entegrasyon sıkıntılarını mumyalara sarmak,moderniteye karşı koymaktır
İkaz şırıngasını göğse hiddetle saplamaktır
Kast sistemini ters düz edip
Dimdik durmaktır adı
Adı Müslüman olmaktır

Olmaz mı olur

Olmaz mı olur
Dünya ekseninden çıkar
Bir adamın başına yıkılır
Yıkılır tüm olgular,dağlar ve dogmalar
Biri gelir magmadan kutupları anlatır
Herkes bu nutuğu pür dikkat dinler
Olmaz mı olur
Ben annemden hiç bahsetmem

Olmaz mı olur
Serumlara ilaç yerine haysiyet konur
İnsani indeksimiz %90 olur
Sorunlarımıza ortak çözümler buluruz
Çaylar insanları demler
Atlar semerleri ellerinde gezer
Olmaz mı olur
Annem beni anladı

Olmaz mı olur
Güneşin doğduğu yerden balçıklar sıvanır
Psikanalizden geçer tüm bünyeler
Ke enlem yekün(hiç olmamış gibi)
Tıbbi manifestolar söyler
Vapurlar tersten yüzer balıklar bulutlarda boğulur
Olmaz mı olur
Ben annemi çok sonra anladım

Spontane Akışın Stabil Nabzı

Sağımda duvar vardı ben hep solumdan kalkardım
Günler hatır gönülsüz 40 yıl kahvesiz günlerdi
Sözlerimizin bir manaya delâlet etmediği
Müstesna anlardandı
Statülerimize göre ayrıldık ilkin
Sonra mizaçlarımız oluştu
Karakterlerimiz birer sandalye çekip oturdu
Birbirine mütabık olmasa da her hücremiz
Spontane akışın stabil nabızlarıyız
Elhamdülillah

Kanım donardı ben can yanmasıyla ısınırdım
Hayat skalasında biz hangi griyiz hangi fildişi?
Doğal bir ayıklanma ile bu güne kadar gelmişiz
A canım yol yordam bilmeden ölüyor nicelerimiz
Biz hangi bilinçdışı varlığın hangi ürünü
Hangi normun yaptırımıyız?
Birbirine denk gelmese de her derdimiz
Pesimist gözlerin tesirsiz bakışlarıyız 
Elhamdülillah

Kalbini yardılar mı?

Kutuplarda çin seddi,boğazımda elhamlarla
Uslübuma paratonerler takıp
Avucumdaki haziranlarla
Kim bilir sizler daha ne umutlarla
Dayandınız kapıya
Kalbinizi
Yarıp
İçine
Baktılar mı?

Muhafaza etmek istediklerim 
Yahut böbreklerimdeki ilimden
Sorgu sual gününün korkusu
Lifafelere sarılı masumiyetlerden
Af dilerken
Kalbini 
Yarıp
İçine
Baktılar mı?

Şahidiz Ya Rab!
Şahidiz Ya Rab!
Şahidiz Ya Rab!
Şehadete acıkanlar hasebi ile
7 dakika gecikiyor azabımız
7 kat semadan 
7 kat yerin dibine girmiş bir hal ile
Numune bir kaç antidepresan
Bir kaç muhlis amel var masada
Siz tüm zehrinizi kadrajlara akıtırken
Yarıp
Kalbini
İçine
Baktılar mı?

Eksik Bir Yanımız 

Kızmıyorum, küsmüyorum
İliklerim kurumuştur,illaki bir sorun vardır
Akşamüstü Babile doğru
2 avakado kesip yiyemedik diye bu eksiklik
Buna mukabil daha yaşamadığımız
Onca abluka, darp ve hüzünden
Mahrumuz belki de kim bilir
Yön veremediğimiz her şey gibi
Ene ene ente ente

Tazyikli doğrular ve incitilmeyen yanlışlar
Bloke edilmiş güzelim kafalar vardır
Sabaha karşı 4 gibi bizi
Titremeli bi sıtma tutmadı diye bu eksiklik
Muhtemelen daha bize dokunmayan
Zilyon yağmur damlası yahut sinek vardır
Değiştiremediğimiz her şey gibi
Ene ene ente ente

Ne kapılar yüzlere kapanır
Ne ortalıkta cereyan vardır
Herkes beynine hutameler düşsün bekler
Duha vaktinin en tenha saatlerinde
Bedzeban konuştuk diye bu eksiklik
Binaenaleyh sürdüremediğimiz
Onca kırgınlık , hastalık ve kış vardır
Soramadığımız her şey gibi
Ene ene men ente